Author: admin
• Salı, Mayıs 18th, 2010

Safranbolu’nun ;
İstanbul’a olan uzaklığı 400 km.
Ankara’ya olan uzaklığı 230 km
Karabük’e olan uzaklığı  8 km’dir.

İstanbul’dan ulaşım;
TEM otoyolundan Bolu yoluna sapılır, Gerede gişelerinden çıkıp, Karabük’e varılır oradan 8 km sonrada Safranbolu’ya ulaşılır.
Safranbolu, İstanbul  yaklaşık olarak 5 / 6 saat sürmektedir.

Ankara’dan  Safranboluya ulaşım;
TEM otoyolundan gidileceği gibi; Kızılcahamam, Çerkeş, Eskipazar, Karabük üzerinden de Safranbolu’ya ulaşılır.
Safranbolu, Ankara arası yaklaşık 3 saat sürmektedir.

Otobüs ile ulaşım;
Büyükşehirlerden Safranbolu’ya belli saatlerde otobüs seferleri bulunmaktadır. Özellikle Safran Turizm müşterilerin memnun kalabileceği güzel bir hizmet sunmaktadır hem müşteri memnuniyeti açısından hemde bazen lig tv den maçlar vermektedir (ki bu beni çok şaşırtmıştı) ve servis ve müşteri memnuniyeti çok güzeldi..

Havayolu ile Safranbolu’ya ulaşım;
Ankara Esenboğa Havaalanından yaklaşık olarak 240 km. uzaklıktadır.

Author: admin
• Salı, Mayıs 04th, 2010

Safranboluyu ülkemizde tüm turizm mekanlarından farklı kılan özelliği kültür turizminin başkenti olmasıdır. Ne deniz ne de kumu vardır zaten bu belki de sıradanlaştı bir bakıma ne vardır peki Safranbolu’yu farklı ve ayrıcaklı kılan..

Belki de Cinci Han’dır sürgün yemiş cimri bir adamın mısırdan karısına gönderdiği parayla yaptırılan Handır..

Belki de içine girdiğiniz bir evde kendinizi başka bir zamanda hissedebileceğiniz bir oda…

Arnavut kaldırımları belki de Osmanlının son zamanlarından kalan köşeyi dönseniz sanki fesli bir adam..

Belki de unutturan bu zamanı o atmosfer betonarme binaların sıradanlığını yüzümüze vuran ve bize Osmanlının o ince sanatının mimari ile buluşması..insanı çarpan belki de hepsi…hangi çağda yaşıyoruz ama böylesine ferah mekanlara sahip değiliz belki de….

Author: admin
• Çarşamba, Şubat 03rd, 2010

124457Soğuk kış günlerinin enerji deposu
Sadece Safranbolu ilçesinde üretilen 40 katlı cevizli helva soğuk kış günlerinin enerji deposu. Safranbolu halkı tarafından tüketilen helvaya yerli ve yabancı turistler de ilgi gösteriyor.

Sadece Safranbolu’da üretilen yapraklı cevizli helva, kış aylarının vazgeçilmez enerji kaynağı. Toz şeker ağdası ve çöven suyu ile beyazlatılarak, çok ince olarak açılan ve 40 kat yapılan cevizli yaprak helvaya yerli yabancı turistler de ilgi gösteriyor.

Safrantat firması Üretim Müdürü Eda Yetimoğlu, hiçbir katkı maddesi kullanılmadan üretilen cevizli helvanın tam bir enerji deposu olduğunu ifade etti. yetimoğlu, şöyle dedi:

“Cevizli helva kış aylarında Safranbolu halkının tercih ettiği bir helva çeşitidir. Bu helva Safranbolu’ya özgü ve sadece Safranbolu’da üretilir. İçinde hiçbir katkı maddesi yoktur. Toz şeker ağdası çöven suyu ile beyazlatıp çok ince açıldıktan sonra 40 kat olarak ve katında Safranbolu cevizi dökülerek yapılan yapraklı cevizli helvaya yoğun ilgi var. Safranbolu halkının yanı sıra ilçeye gelen yerli ve yabancı turistler ilgi gösteriyorlar.İçinde ceviz ve şeker olduğundan kışın hem insanların üşümelerini önlüyor, hem de enerji veriyor.”

(CİHAN)

Author: admin
• Salı, Aralık 29th, 2009

Özel Safran Koleji, ABD’deki olimpiyattan 11 madalya ile döndü

Karabük Özel Safran Koleji öğrencileri, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Lincoln şehrinde bulunan Nebraska Üniversitesi’nin düzenlediği Uluslararası Matematik Olimpiyatı’nda 11 madalya kazanarak büyük başarı elde etti.

Öğrencilerin elde ettiği başarı, okullarında ve Karabük’te sevinçle karşılandı.

Nebraska Üniversitesi tarafından 1985′ten bu yana yapılan ve kendi alanında dünyanın en prestijli uluslararası matematik olimpiyatlarından biri sayılan AMC-8′in bu yıl 25′incisi yapıldı. Dünya genelinde 90 ülkeden 170 bin öğrencinin katıldığı AMC-8 Uluslararası Matematik Olimpiyat’ında Özel Safran Koleji öğrencileri 3 altın, 5 gümüş ve 3 bronzla, toplam 11 madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Sınava giren 8. sınıf öğrencilerinden Feyzanur Böyükcesur, Ömer Faruk Akbulut ve Muhammet Emin Akbıyık, 22 puan barajını geçerek altın madalya kazandılar.

Özel Safran Koleji Müdürü Suat Bilir, öğrencilerinin dünya bilim olimpiyatlarında altın madalyalar kazanmasının Türk milleti adına gurur verici olduğunu söyledi. Öğrencilerin elde ettiği başarısından dolayı duydukları mutluluğu dile getiren Bilir, “Bu sonuçla bizlere büyük bir sevinç yaşattılar. Okulumuzda 5. sınıftan itibaren Matematik Olimpiyat Takımları oluşturuluyor. 6. sınıftan itibaren de ulusal ve uluslar arası yarışmalara giriyorlar. Bu yarışmada da 6, 7 ve 8 sınıf olimpiyat takımlarımız yarıştı.” dedi. Öğrencilerin madalya kazanmasının çalışmaların sonucu olduğunu vurgulayan Bilir, “Okulumuz bundan önce birçok başarıya imza attı, ancak bu hepsini perçinledi. Karabük’e bir ilki yaşattı. Bu başarıyı yakalayan öğrencilerimizi, onlara destek veren ailelerini ve gecesini gündüzüne katan fedakâr öğretmenlerimizi tebrik ediyorum.” diye konuştu. ZAMAN

ERTAŞ EKİNCİ

Author: admin
• Çarşamba, Aralık 02nd, 2009

Karabük ilinin en büyük ilçesi olan Safranbolu , 18. ve 19.yüzyıl Osmanlı kent dokusunun günümüze kadar korunduğu ve bölgenin adıdır. UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine alınmıştır olup bir çok yerli yabancı turistin dikkatini cezbetmektedir.Safranbolu’daki tarihsel anıtların çoğu, Candaroğulları ve Osmanlı dönemlere ait olup adeta Osmanlı selçuklu mimari sanatının bir sentezidir.

Author: admin
• Cumartesi, Kasım 14th, 2009

türkiyede turistik yerler

Türkiye’de gezilip görülmesi gereken yerlerden birisi de kuşkusuz SAFRANBOLU. Denizi kumu ve güneşi Türkiye sahillerince bulmak mümkün ancak böylesi tarihi bütünlüğü ve güzelliği bu kadar birlikte ve böyleisne özenle korunmuş olarak bulma şansı sadece Safranboluda mümkün.

Author: admin
• Pazar, Kasım 08th, 2009

Safranbolu evlerinin özelliği şüphesiz Osmanlının muazzam mimari sanatını günümüze taşımış olmasıdır. Kısaca Safranbolu evleri olarak bilinen bu Osmanlı evlerinin insan üzerindeki etkilerinden ve özelliklerinden bahsetmenk istiyorum.

Yapılan araştırmalara bize gösterdiğine göre,  yedi kişiden biri depresyon, ya da panik atak hastası olarak toplumda mevcut hayatlarını sürdürüyor. Çok ilginçtir ki şahsen görev icabı yaşadığım karadenizin dar bir vadiyi yarmış güneş görmeyen ilçelerinden birindeydim evler ışık almıyordu insanların da güneşi görme şansı çok olmuyordu ve ortalamanın 2 katından da fazla şizofren ve akıl hastası insan mevcuttu.

Uzmanlara göre, insan karakterini şekillendiren  unsurlar kısaca şöyle  sıralanabilir: Bunlardan birincisi aile, ikincisi eğitim, üçüncüsü çevre, dördüncüsü yaşadıığımız muhit ve mekândır.

Diğerleri bir yana, sadece şu “Osmanlı evi”ni ve “Osmanlı mahallesi”ni bir ölçüde hayata geçirebilsek, eminim çok şey değişecek.
Çünkü hayat mekâna ve muhite göre şekillenir.
Bizim bugün yaşadığımız betonerme binalar malumunuz her ne kadar çevre düzenlemesi yapılsa da siz görünce ne hoş bir site desenizde yada orayı Toki yaşanabilir bir alana haline getirmişse bile ben size kısaca Osmanlı evlerinin ve mahallelerinin yaşayışını ve özelliklerine kısaca bahsetmek istiyorum.
Eskiden “mahalle” dediğimiz sistemli muhitlerde ahşap, ferah, büyük, aileye mahsus, yüksek tavanlı evlerde otururduk. Mahalle, “imam”ın başkanlığında oluşturulan “ak saçlılar” (birikimli yaşlılar) tarafından denetlenir, sorunlar çıkar çıkmaz çözülür, komşular bir birlerine güvenirdi.

Evler kıbleye dönük inşa edilirdi. Osmanlı insanının çoğunun “kıble yürekli” olmasının hikmeti, belki de evlerini kıbleye dönük inşa etmeleriydi.
Cephesi kıbleye dönük evlerde yaşayanların yürek pusulaları da kıbleyi gösterirdi.

Ortada mahalle mescidi, mescidin aynında bir eğitim kurumu (eğitimsiz Müslümanlığın yarım kalacağı inancından beslenen bu kurumlar mahallenin olmazsa olmaz varlıklarıydı), mahallelinin uğrayıp dertleşeceği bir “muhabbethâne” (sohbet evi) ve bunların çevresine dizilmiş cumbalı, bahçeli ahşap evler…

Osmanlı evlerinin giriş kapıları bile Osmanlı’nın başkalarını düşünen ve tanısın tanımasın, dara düşen herkese yardım ulaştırmayı amaçlayan “infak=paylaşma, bölüşme” ahlâkının bir yansımasıydı… “Yardım” aşkıyla, giriş kapısının üstünü geniş bir örtü koyarlardı…

Bu tam anlamıyla “yardım aşkına” yapılan bir uygulamaydı: Çünkü bu örtüden ev sahiplerinden çok, yağmurdan ve güneşten korunmak isteyen yorgun insanlar yararlanırlardı.

Caddeden gelip geçenler bu örtü altına sığınıp doludizgin yağmurdan, ya da yakıcı güneşten korunurlar, sonra da ev sahiplerine dualar ederek giderlerdi…

Bazen ev sahipleri, kendi saçak altlarına sığınanları “Tanrı misafiri” sayar, içeri buyur eder, karnını da doyurduktan sonra salardı.
Tek cümle ile Osmanlı’da hayat “muavenet”ti (yardımlaşma).

Yaralı göçmen kuşlara evlerinin saçak altında “kuş evi” yapmayı akıl eden yardım ahlâkı, elbette hayatın özü ve özeti olan insana karşı böylesine mehabetli, aşk yüklü, sevda dolu bir yaklaşım sergileyecekti…

Osmanlı kapılarının tokmakları bile başlı başına bir kültürdür ve Osmanlı insanının sosyal hayata bakışının bir simgesidir…

Osmanlı insanı hayata “helâl” ve “haram” perspektifinden bakardı. Kapı tokmakları bile bu hassasiyeti yansıtırdı. İç içe, ya da üst üste bindirilen tokmaklardan biri kalın, diğeri ince ses çıkarırdı. Erkek konuklar kalın ses çıkaran kapı tokmağını, kadın konuklar ise ince seslisini kullanırlar, böylece ev sahipleri kapıdaki misafirin kimliği hakkında bilgi sahibi olur, ona göre karşılarlardı.

Dış kapı dış avluya, iç kapı iç avluya açılırdı. Avlular çocuklarla kadınların “özgürlük alanı”nı oluştururdu.

Çocuklar avlularda hoplayıp zıplayarak enerji tüketirken, (çocukların özgür ruhlu yetişmelerinde acaba bu avluların rolü ne kadardır?) kadınlar güller, çiçekler ve meyve ağaçları arasında dolma doldurur, sarma sarar, sohbet eder, onlar da kendi açılarından hayatın stresinden arınırlardı.

Bazı avluların bir kenarında pekmez yapılan şıra hane, kilim, bez dokuma atölyeleri yer alırdı. Başka bir köşede ocak, çamaşır taşı, dibek taşı, fırın, çeşme veya kuyu vardı.

Avlu yeteri kadar genişse bir köşesi sebze bahçesine dönüştürülür, ailenin sebze ve meyve ihtiyacı karşılanırdı.

Genişçe bahçeleri olan aileler ürettikleri sebze ve meyveleri komşularıyla da paylaşır, bir kısmı da muhtaçlara ulaştırılırdı.

1835′te İstanbul’a gelen Miss Julia Pardoe, Osmanlı evlerinin avluları için, “Keşke Shakespeare, Romeo ve Juliet’in bahçe sahnesini yazmadan önce buraları görmüş olsaydı” demişti.

Osmanlı avluları o derece etkileyiciydi. Kadınların günlerinin neredeyse tamamı avlularda geçerdi. Ekmek yaparlar, hamur açarlar, sebze yetiştirirler, artan zamanlarında ise komşularla buluşup hem el işi yapar, hem de konuşup rahatlarlardı.

Bu bir yürek paylaşımıydı. Bu yüzden Osmanlı kadınında depresyon ve panik atak gibi sinir hastalıklarına çok az rastlanırdı.

Uzun zamandır Avrupa’dan ithal edilen üst üste bindirilmiş beton “site”lerde, şaşkınlaşmışlığımızı ve yalnızlığımızı yaşıyoruz…

Belki de bu yüzden sinir hastalıkları yakamızı bırakmıyor.

Author: admin
• Perşembe, Ekim 15th, 2009

Nasıl daha iyi safranbolumuzu tanıtırız ve gelen turistleri nasıl daha iyi ağırlayabilir konusunda başkan ile esnaf iştişare toplantısı yaptı.SAfranbolu’nun dünyaca tanınması için çaba sarf eden halkı, esnafı başkanı, kaymakamı inşallah amaçlarında başarılı olurlar.

Author: admin
• Pazartesi, Haziran 01st, 2009

SAFRANBOLU’YA YOLCU TAŞIMACILIĞI YAPAN
OTOBÜS FİRMALARI

FİRMA ADI

SAFRANBOLU

ANKARA

İSTANBUL

İZMİR

AVRUPA TURİZM

370.712 32 32

312.22408 00

-

-

GÜVEN TURİZM

370.712 21 45

312.22400 67

212.658 09 77

216.332 21 32

-

METRO TURİZM

370.712 54 19

312.22400 12

212.658 32 32

232.4720222

SAFRAN TURİZM

370.725 40 50

312.22401 67

312.22402 67

212.658 36 59

212.553 21 32

-

ULUSOY TURİZM

370.725 15 90

444 188 88(Genel)

444 188 88(Genel)

444 188 88(Genel)

 

ŞEHİR FİRMA TELEFON NUMARASI

BURSA

METRO TURİZM

224.261 62 00

TRABZON

METRO TURİZM

462.325 72 86

KONYA

METRO TURİZM

332.265 00 40

KASTAMONU

METRO TURİZM

366.212 45 45

KASTAMONU

DOĞUŞ TURİZM

370.712 19 66

BARTIN-AMASRA

SAVAŞ TURİZM

370.712 74 80

 

 Sizlere Safranboluya ne şekilde ulaşabileceğinizi yukardaki tablolarda göstermek istedik tercih size kalmış ama maç kolikler içinde bir tavsiye vermeden geçemeyeceğim (şahsen kendimde öyleyim) Safran turizm lig tv imkanı sunuyor yolcularına bu benim çok hoşuma gitmişti belki sizin de hoşunuza gider diye hatırlatma yapmak istedim ayrıca Safranboludan sonra amasranın güzelliğinini görmek isteyenler Savaş turizm ile Amasraya gidebilirler.Yazları neredeyse saat başı araba bulmak mümkün.Ayrıca Safran turizmi (reklam olsun diye de yazmıyorum) yerel bir firma olmasına rağmen güzel bir müşteri memnuniyetine sahipler şahsen ben beğeniyorum.Zonguldak yönünden gelecek olanlar ise tren tercihi de mevcut hem ucuz hemde Yenice ilçesinden geçerken harika bir doğayı gözlemleyebilir ve FİLYOS çayının eşliğinde KARABÜK’E varabilir oradan 8 kilometre uzaklıktaki Safranboluya şehir merkezinde bulunan minibüslere binerek ulaşabilirsiniz.Şimdiden iyi gezmeler sizi kültür turizminin başkenti ;tarihin tüm sofistizmiyle ve mistiğiyle bütünleşmiş bir Osmanl Anadolu selçuklu kültürünün harmanı olan bu tarihi şehre şaitlik etmeye davet ediyoruz…..

Author: admin
• Salı, Mayıs 26th, 2009

Safranbolu kentimizi gezmek isteyen misafirlerimiz için çeşitli tur seçemnekleri sunulmaktadır. Bir çok tur şirketleri Safranbolu ve Amasrayı

 da içine alan bir tur paketi müşterilerine sunmaktadır.Batı karadeniz turu paketi yada SAFRANBOLU tur paketi olarak isimlendirilmektedir.Turun bir avantajları Safranboluyu gezerken o kadar çok detayın varlığı size her köşede bir açıklma yapılmasını gerektirecektir bu yüzden turlarla gelerek rehberlern eşliğinde Safranbolu tarihi dokusunu içinize teneffüs etmenizi tavsiye ederiz.

Sayaç
Webmaster Berat & Veli Turkey Eğitim haberleri sosyal bilgiler sosyal bilgiler sosyal bilgiler sanal atlasınız evdeki dershane Eğitim Linkleri Köy Kahvesi bep planı Sinema İzle Thinkquest türkiye internet reklamcılığı Altın ve Döviz Kurları Veli Kuzu cam - evden eve nakliyat - msn Zirve100 Site istatistikleri
Zirve100 Site ekle