Tag-Archive for ◊ safranbolu otelleri ◊

Author: admin
• Perşembe, Nisan 30th, 2009

 Safranbolunun Görülmesi gereken yerleri

 Yaklaşık 3000 yıla yakın bir tarihiyle Safranbolu  onlarca uygarlığın yaşayışını görüp bugünlere de   kültür hazinesi olarak varmıştır..EN önemlisi olarak ise de Osmanlı döneminden kalma han, hamam, cami, çeşme, köprü ve eşsiz  güzellikteki konaklar ziyaretçilerini  kendine hayran bırakacak derecede muazzam bir yapıya sahip. Çarşı ve Bağlar olarak adlandırılan yerler ,  Safranbolu’nun  görülmesi bölgeleri. Arasta bölgesi ise tarihi dükkanları ile sizi adeta tarihi yolculuğa davet ediyor.Bunun yanında camileri tamamen Osmanlı Selçuklu sanatının adeta karışımı şunu söyleyebilirim ki bu yoğunlukla tarihi bütünlüğü çeşmesiyle camisiyle bulmak mümkün değildir.Herkes Safranbolu evleri ve Safranbolu konakları olarak namını duymuş olsa da bu bölgenin aslında burada tarihin bir bütünlüğü mevcuttur.

 Safranbolu otelleri ise size şehrin yapısını bozmayacak bir bütünlükte inşaa edilmiştir.Şehrin aynı dokusuyla inşaa edilmişlerdir.Cinci hanı ise gemişte Han olarak kullanılmış daha sonra  ise restore edilip bugünkü şeklini alarak otel haline getirilmiştir.Ücretlerden bahsetmek gerekirse bu detayları sitemizde vermiştik.

    En önemli sorulardan biri de ne yiyelim sorusudur elbet. Size öncelikle safranbolu lokumunu tavsiye etmek istiyorum mükemmel bir lokum ve bağlar gazoz da değişik bir gazoz özellikle çocukluğunun gazozlarını arayanlar için iyi bir seçim olur.Bir de gözleme evleri vardır oralarda gözleme yiyebilirsiniz .Safranbolunun kendine has yöresel yemeklerini de tatmanız mümkün ben yöresel yemeklerin hem özel hemde damak tadı farkı yüzünden biraz hafif bir şüpheyle yaklaştığımdan dolayı bu konuda herhangi bir tavsiye de bulunmak istemiyorum.

 Safranbolu Türkiyenin görülmesi gerekn yerlerin en başında geln yerlerden biridir.

İyi gezmeler

Author: admin
• Çarşamba, Nisan 22nd, 2009

SAFRANBOLU TEREYAĞLI UZUN PAKLA (Fasulye)

Malzemeler

1 kilogram  taze fasulye
4 adet baş kuru soğan
5 tane irice domates
Tereyağı
Tuz

Yapılışı

Taze fasulyeyi, öncelikle bol suyla dikkatli bir biçimde yıkayın.Güzel bir şekilde yayvan bir tepsiye yerleştirin.İsterseniz, üzerini halka şeklinde  doğranmış olan soğan ve domates dilimlerini yerleştirin. Hiç karıştırmayarak tencerenizin  kapağını da açmadan kısık ateşte pişirin. Yemeğiniz  pişince, fasulyenin üzerine eritilmiş kızgın tereyağını gezdirin. Sıcak olarak ikram ederseniz daha hoş bir tada ulaşırsınız

Author: admin
• Cuma, Mart 13th, 2009

SAFRANBOLU’NUN ÜNLÜ ETLİ YAPRAK DOLMASI

Safranbolu merkez bölgesi ve köyleri üzüz bağları açısından zengindir. Bundan dolayıdır ki Safranbolu da etli yaprak dolması zengin sofrasında kendine yer bulabilmektedir.

 

SAFRANBOLU’NUN ÜNLÜ ETLİ YAPRAK DOLMASI Malzemleri

1 kilogram asma yaprağı
1 kilogram. yağlı kıyma
4 adet soğan
3 adet domates
2 su bardağı pirinç
2 yemek kaşığı domates salçası
2 yemek kaşığı tereyağı
Sıvı yağ
½ su bardağı su
Kırmızı toz biber
Kara biber
Tuz

SAFRANBOLU’NUN ÜNLÜ ETLİ YAPRAK DOLMASI’nın Hazırlanışı:

Asma yapraklarını sıcak suda 15 dakika süresince  haşladıktan sonra Asma yapraklarını  yıkayın. Daha sonra ise  kuru soğanı ince ince doğrayınız ,  doğranmış olduğunuz  Domates, pirinç, kırmızı toz biber, kara biber ve tuz ile kıymayı, içine yarım bardak su (veya, az sıvı yağ) Katarak iyice yoğurun. İsterseniz ,  harca yarım demet ince kıyılmış dereotu ile maydanoz, bir tutam kuru nane, ince doğranmış yeşil sivri ya da çarliston biber de koyabilirsiniz.
 Tencerİnizin  dibine, iki yemek kaşığı kadar  tereyağı ile domates salçasını ilave edin . Az bir süre  kavurup asma yapraklarınal bir parmak kalınlığı ölçüsünde sarın.

Eğer isterseniz , 2-3 diş sarımsak kullanarak sarımsaklı yoğurt yaparak SAFRANBOLU’NUN ÜNLÜ ETLİ YAPRAK DOLMASI’na üzerine ilave edebilirsiniz

Author: admin
• Cumartesi, Şubat 28th, 2009

Safranbolu son yıllar özellikle Japon tursitlerin akınına uğramış ama genel olarak Türk turistlerinin ziyaret ettiği tarihi Osmanlı ve Selçuklulara oradan da Bizansa kadar dayanan bir yerleşim merkezidir.Safranbolu şehrinin özelliği özellikle kervanların dinlendiği bir konaklama merkezi olarak Osmanlı ve Selçuklu dönemlerinde kullanılması Safranbolu’nun kültürel olarak çeşitlenmesine ve ticari hayatın hareketlenmesini sağlanmış.Şehir ticari açıdan uğrak noktası olması nedeniyle konaklama açısından bir üs haline gelmesini sağlamıştır.Safranbolu diğer bir yandan Osmanlı 18. yüzyıl son dönemleri ve Osmanlı tebasının zengin sayılabilecek halkının nasıl bir hayatı sürdürdüğü ve günlük yaşamında evinde ne tür malzemeleri ve aletleri kullandığını göstermesini açısından adeta açık bir şehir müzesidir. Safranbolu için şu varsayım öne sürülse abartı olmaz: Türkiye’de Osmanlı taşra hayatını bunun yanında ticari hayatı ve buna  mukabil insanların yaşamındaki hareketliliği en bütüncül halde anlatan yer Safranbolu’dur. Bu noktadan hareketle Safranbolu bir bütünsellik olarak adeta Osmanlı halkının yaşamını  açık bir müze olarak bugüne taşıyabilmiştir. Safranbolu kültürel bir miras , bunun yanında sadeliği ve bu sadeliğin yanında inanılmaz güzel simetrik ve bütünselliğiyle kusursuz ama sade bir mimari yapıların olduğu bir kent havasında karşınıza çıkmaktır.

 Safranbolu bu özellikleriyle kültürel turizm açısında ön plana çıkmakta ve özellikle kültürel gezileri seven Japon turisler bu yüzden özellikle Safranbolu’yu tercih etmektedirler.Son yıllarda ise İngiltere,Amerika,Avustratlya, Avrupa ülkelerinin çeşitli ülkelerinden de turistler seyahat etmektedirler.

  

Author: admin
• Salı, Ocak 27th, 2009

Safranbolu Kardelen Konakları, iki konağıyla aslına uygun olarak restore edilmiş olup siz ve ailenize içkisiz servisiyle alternatif bir konaklama imkanı sağlamaktadır. Odalarda

  • LCD TV
  • Banyo
  • Telefon
  • Kablosuz İnternet mevcuttur. Konak hakkında daha fazla bilgi için 0370 725 22 45 nolu telefondan bilgi alabilirsiniz
  • Author: admin
    • Çarşamba, Ocak 21st, 2009

    Safranbolu otellerinin genel özellikleri tarihi olmalıdır çoğu restore edilmiş olup hizmete sunulmuştur. Safranbolu otelleri sade bir görünümüyle birlikte tarihin güzel bir yansımasıdır. Safranbolu otelleri ücret olarak ise çeşitlenmektedir. Safranbolu pansiyonları ise gayet ucuz olup misafirlerine alternatif ve ucuz bir konaklama fırsatı vermektedir. Safranbolu  Otelleri ücretleri ve fiyatları ile ilgili gerekli bilgileri sitemizin içindeki safranbolu otelleri bölümünde bulabilirsiniz. SAFRANBOLU OTEL FİYAT VE ÜCRETLERİ GÜNCEL BİR ŞEKİLDE SİTEMİZDE MEVCUTTUR.

    Author: admin
    • Pazar, Ocak 18th, 2009

    Safranbolu şehrinin tarih kokan o mistik büyüsünde SAFRANBOLU ŞEHZADE KONAĞI 250 yıllık Osmanlı mirası tarihiyle ve mimarisiyle Safranbolu’da 8 tarihi konak 62 oda, 155 odasıyla sizi tarihin içinde bir konaklama imkanı sunuyor.Safranbolu tüm tarihi dokusuyla sizi kendine çağrıyor.

    TEK KİŞİLİK ODA FİYATI : 70 TL

    ÇİFT KİŞİLİK ODA FİYATI : 110 TL

    ÜÇ KİŞİLİK ODA : 145 TL

    YARIM PANSİYON ODA : 25 TL’dir.

    Author: admin
    • Pazartesi, Ocak 12th, 2009

    YÖRÜK KÖYÜ VE ÖĞRETMEN Ali RIZA BAYKAL
    Safranbolu’nun yurt içinde ve dışında tanınmasında büyük bir
    etken olan, 1970’li yıllardaki “Safranbolu Mimarlık Değerleri ve Folkloru Haftaları”
    sırasında, Karabük’te Teknik Resim Öğretmeni Yörük’lü Ali Rıza BAYKAL’ın büyük
    katkıları olmuştur. Bu katkı, hem köyünün tanıtılması açısından ve hem de o Hafta’lar
    sırasında sahnelenen folklor gösterilerini düzenlemiş olması yönündendir.
    Bir dergide Ali Rıza BAYKAL , “Bir Yörüklü: Ali Rıza BAYKAL” başlığı altında ve
    fotografına da yer verilerek, “
    Ali Rıza Bey köyün önde gelen ailelerinden Kaymakçıoğulları’na mensup. O da çoğu gibi mavi gözlü. şimdi köyün ortasında caminin karşısında 1979’da emekli
    olduğu zaman Kaymakçıoğlu Konağı’nın arka bölümünün oturulmaz halde olmasından dolayı yaptığı betonarme evde oturuyor ” denilerek tanıtılmaktadır.
    Yörüklü Sayın Ali Rıza BAYKAL, hem öğretmen, hem folklorcu ve hem de Yörük Köyü’nün sevdalısıdır. Aynı zamanda
    gözlemlerini şiir diliyle anlatacak kadar duygusaldır. 1979’dan sonra betonarme bir
    evde oturduğu öğrenilse de, Sayın BAYKAL’ın, 22 Haziran 1976’da yazdığı ve 06 /12
    Ağustos 1976’da yapılan “2. Safranbolu Mimarlık Değerleri ve Folkloru Haftası”nda

    .
    YAŞADIĞIM EV
    Atamdan kalan evimizin
    İki kanatlı avlu kapısı açılır
    Taşlı yoldan hayli gidince
    Evin tek kanatlı kapısına varılır
    Tahta merdivenlerden çıkılır
    Salon denilen çardak’a
    Gözler ambar ve parmaklığa takılır
    Kavuşursun bol hava ve ışığa
    Evimiz iki katlı ve ahşaptır
    Alt katı sadece hayvanlarındır
    Birinci katta bir oda ve hela var
    Abdeshane çardağın sonundadır
    Odaya girince kimse görünmez
    Kapı arkası tahta paravandır
    Ocağın içi geniş , ateş hiç sönmez
    Ocağın kenarı ve üstü, el işi oymadır
    Oda tavanı basık ve kışlıktır
    Giriş yerinin üstü musandere
    Altındakiler odun, sahan ve kaşıktır
    Ekmek için de ayrı bir tencere
    Odanın bir cephesi yüklüktür
    İçinde saklanan yorgan ve döşektir
    Yüklük altı da kapakla bölüktür
    Burada yıkanmak, bilsen ne zevktir
    Oda duvarının üst kenarı sergendir
    Kitap, kutu ve meyveler sergilenir
    Tavandaki asılan, ağaç çengellerdir
    Kışlık erzak burada fareden gizlenir
    Köşeden ufak bir kapı açılır
    Karanlık ve loş odaya
    Mağaza veya kiler diye anılır
    Yarar erzakları saklamaya
    Odalarda gömme dolap boldur
    İçinde her çeşit eşya ve yemek saklanır
    Her dolabın kilidi yoktur
    Çövürgeci olanları ister çevirmek
    Oda duvarındaki girinti mumluktur
    Körgaz, lamba ve mum için
    Ocağın şavkı çok yoktur
    Odayı biraz ışıtmak için
    Üst kat biraz daha yenice
    İşlemeli oda pencereleri örtüktür
    Herkes gösterir Kaymakcıgil deyince
    Yapılışı da bin sekiz yüz on dörttür
    Odanın iki kenarı ot sedirdir
    Üstünde kadifeden örtüsü var
    Yanlıkların üstü işlemelidir
    Buradan rahat, oturacak neresi var
    Yemekte tahta sofra kurulur
    Yufka, maşraba ve tahta kaşık
    Sofra başında diz üstü oturulur
    Sonunda yıkanır, kül suyu ile bulaşık
    Evin alt katı hayvanların damıdır
    Ot ve saman konulan yer ahırdır
    İnek yavrusunun saklandığı yer
    Ayrı bölmeli, buzağının yuvağıdır
    Hayvanların gübresi olur kemre
    Fazlası dam tömeğinden atılır
    Baharda yazı’daki sebzelere
    Getirilip evlek evlek saçılır
    Kış hazırlığı olur her evde
    Başta gelen un, saman ve odundur
    Odun gorafı dolar bütün çevrede
    Fırın ekmeğinin adı somundur
    Çeşmeden su taşınır güğüm ile
    Bakraç, upruk ve testi ile
    Yemekler sahın, tas ve karavanadadır
    Çorbadan gayrısı yenir susak ile
    Hem cins ve akranlar bir arada
    Akşam olunca oyun ve sıralar
    Geçmiş günler ki, rüyalarımda
    Anarım en büyük hatıralar
    Ali Rıza BAYKAL

    Author: admin
    • Pazar, Ocak 11th, 2009

    YÖRÜK KÖYÜ’NÜN FARKI
    Safranbolu’yu Türkiye’deki tarihsel kentlerden ayıran en önemli
    ve aynı zamanda en değerli nitelik, Safranbolu’da Türk sivil mimarlık örneği bini aşkın
    evin özelliklerini koruyarak mahalleler halinde sokaklar boyunca bir arada olmasıdır;
    böyle bir örneğe, başka tarihsel kentlerde rastlamak olanağı bulunmayışıdır.
    Ancak, “görünen köy, kılavuz istemez, güne balçıkla sıvanmaz”
    şunu da itiraf etmek gerekir ki, Safranbolu’da eski evlerin büyük bir bölümünün
    satılarak sahip değiştirmesinden kaynaklanan, çatısı ya da penceresi bozulmu veya
    ahşap yerine, başka malzemeyle onarılmış evlere, az da olsa rastlanılır.
    Yörük Köyü’nde evlerin satılarak el değiştirmesi gibi olgulara
    rastlanılmaz; bu da Yörük köyü’nün, Safranbolu’yu bile geride bırakan, çok değerli bir
    özelliğini oluşturur. Bunda köyün göç almaması; aksine, halkının çok büyük
    bölümünün, yani o görkemli Yörük evlerine bugün miras yoluyla malik olanların
    tamamına yakınının, İstanbul’da yerleşik olmalarının payı büyüktür.
    Yörük evlerinin, Safranbolu evleri gibi satış yoluyla el
    değiştirmeksizin, miras yoluyla aynı ailenin bireylerinin elinde kalmış bulunması çok
    önemlidir. Yılda bir gün de olsa, her yıl Ağustos sonunda “Yörük günü” nedeniyle
    köylerine gelen mirasçıların, eğitim ve kültürel nitelikler açısından, oransal olarak
    Safranbolululara fark atacak kadar önde bulunmaları; Yörük’te kurdukları vakfın, her
    yönden yanında ve yardımında olmaları da, övgü ve takdirle karşılanan olgulardır.
    Yörüklülerin hem vakıflarına ve hem de birbirlerine sıkı sıkıya
    bağlı, dayanışma içersinde olmaları da, Yörük’teki kültürel değerlerin yaşatılması
    yolunda çok önemli bir kazanım sağlamakta ve Safranbolulular da “bizim vakıf niye
    öyle değil” diye hayıflanmaktadır.
    Yörük köyü de Safranbolu ile birlikte turizm firmalarının ilgi alanına girmiş bulunmaktadır. Toplu ya da bireysel olarak Safranbolu’ya gelenlerin
    Yörük köyü’nü de görmek istemeleri ve hatta yemek molaları için Yörük köyü’nü
    seçmeleri büyük önem taşımaktadır.
    Sayın istemihan TALAY’ın Kültür Bakanlığı sırasında, Osmanlı
    İmparatorluğu’nun 700.kurulu yılı dolayısıyla Kültür Bakanlığı’nın da katkılarıyla
    Doç.Dr.Can Mehmet HERSEK’in editörlüğünde, Yörük Vakfı’nca hazırlanan ve 2000
    yılında basılan “Safranbolu Yörük Köyü Geleneksel YaŞam Biçimi ve Evleri” adlı kitap ile Yörüklü yargıç Tuncay KARA’nın, “Safranbolu Yörük Köyü Köyümüzde
    Geleneksel YaŞam Örf ve Adetlerimiz” adıyla 2005 ‘te basılan kitabı, Yörük Köyü’nün
    tanıtımında çok yararlı yapıtları oluşturmaktadır. Yörük köyü sadece evleriyle değil, aynı zamanda folklorik değerleri açısından da büyük bir zenginliğe sahiptir. Halkbilim alanındaki araştırma ve yayınlarıyla tanınan Ahmet Baha’ya ait, 1930 yılında basılan “Safranbolu’da Yörük Düğünleri” adlı kitap önemli bir kaynak oluşturmaktadır. Bu kitaptan, Yörük’ün ve Safranbolu’nun tanıtılmasında büyük katkıları olan Ali Rıza BAYKAL da, büyük ölçüde yararlandığını, aşağıda değinilecek olan kendi kitabında bildirmektedir.

    Author: admin
    • Cumartesi, Ocak 10th, 2009

    SAFRANBOLU VE YÖRÜK KÖYÜ
    Yörük, Safranbolu’nun yanında ve onunla birlikte anılan tarihsel
    evleriyle ünlü bir yerleşim yeridir. Sayın Oktay EKiNCi, bir yazısına, “Kayı boyundan
    Karakeçili aşiretinin yarattığı bir mimarlık kültürü ve yaşam müzesi Yörük’teki
    medeniyet” başlığını koymuş ve bu yazısına aşağıdaki paragrafla başlamıştır.
    “Osmanlı’dan bu yana Türkmenler’e karşı hep yukarıdan bakan, sözde
    kentli ama özde sonradan görme anlayışın yaygın söylemlerinden biri de şudur: (Yörük ne bilir bayramı / Lak lak içer ayranı…)
    Bu sözün de aslında tarihten gelen bir çekememezlik
    ürünü olduğunu görebilmek için, Yörük Köyü’nü ziyaret etmek yetiyor…”

    Bu görüşe şöyle bir açıklamayla katkıda bulunmak gerekmektedir. Yörük köyü’nde varolan somut ya da soyut kültürel varlıklar,
    sanıldığının aksine, göçebe ya da kırsal bir yaşamın ürünü olmayıp, kentsel bir
    kültürün ve özellikle 200 yıla yaklaşan bir dönem içinde, istanbul görgü ve yaşamını
    özümsemiş bir halkın değer yargılarını yansıtır. Adı köy olsa da, evlerinin yanı sıra,
    halkının sosyal, kültürel ve ekonomik düzeyi açısından Yörük, kent ölçeğindedir.
    Ahmet Baha tarafından yazılan, 1934 baskılı (“İstanbul Etnoğrafyası, Bartınlılar Safranbolulular” adlı kitaptan)

    Safranbolu köylerinden iş bulmak ve özellikle fırınlarda çalışmak için İstanbul’a gidenler arasında Yörük’lülerin önemli bir ağırlığı olduğu öğrenilmektedir. Bu arada, aynı kitapta istanbul Ekmekçiler Cemiyeti’nin 1929 tarihli istatistiklerine göre, Kadıköy, Üsküdar, Boğaziçi Anadolu yakası ve Bakırköy yöreleri dışında, İstanbul’daki 123 ekmekçi, 80 simitçi ve börekçi fırınının yarısının Safranbolulular, dörtte birinin Trabzonlular ile Rizeliler ve diğer
    dörtte birinin de Arnavutlar ile Rumlar tarafından işletildiği bildirilmektedir.
    Ayrıca, yine aynı kitapta Safranbolu köylerinden İstanbul’a gidişi
    düzenleyen İstanbul’da yerle ik ailelerin “Çeyrekoğulları”, “Muratoğulları”,
    “Garipağaoğulları”, “Kaymakçıoğulları”, “ispaoğulları” ve “Afatoğulları” olduğu;
    bunlardan ilk dört ailenin Yörüklü olup; Çeyrekoğulları’nın Karaköy’deki ünlü börekçi
    fırınının sahibi bulunduğu ve Yörüklü bu dört ailenin çok zengin oldukları ve
    Kaymakçıoğlu’nun, “Kaymakçıoğlu Yörük Köyü’nün yarısı / Konarı’dan Kurbacıoğlu
    dayısı” denilerek türkülere konu edildiği de özellikle belirtilmektedir.
    Kitabın yazarı, kişisel araştırmalarına göre, Safranbolu
    köylerinden ve bu arada Yörük’ten İstanbul’a göçlerin, Sultan Abdülaziz
    (19.yüzyılın ortaları)
    zamanından başlayarak, zaman içinde yoğunluk kazanmış bulunduğuna da
    özellikle değinmektedir. Safranbolu’dan İstanbul’a gelenlerin genellikle ekmekçilik ve
    börekçilik dışında şekercilik sanatını meslek edindiklerinden de söz edilmekte; bu
    arada çok ilginçtir, yazar yine araştırmalarına göre, 1934’te İstanbul’da 500’den fazla
    Safranbolulu kayıkçı bulunduğunu; bunların yazın kayıkçılık yapıp, sonbaharda
    kayığı satarak memlekete, çiftin çubuğun başına döndüklerini de bildirmektedir! Bu
    açıklamaların ışığında hiç kuşkusuz, u sonuca ulaşılacaktır: Yörük’ün kültürel
    zenginliği, İstanbul kaynaklıdır ve Yörük köyü, sanki İstanbul’un Kadıköy ‘ü gibidir.

    Sayaç
    Webmaster Berat & Veli Turkey Eğitim haberleri sosyal bilgiler sosyal bilgiler sosyal bilgiler sanal atlasınız evdeki dershane Eğitim Linkleri Köy Kahvesi bep planı Sinema İzle Thinkquest türkiye internet reklamcılığı Altın ve Döviz Kurları Veli Kuzu cam - evden eve nakliyat - msn Zirve100 Site istatistikleri
    Zirve100 Site ekle